Kasap ‘mal’ derdinde...

Kasap ‘mal’ derdinde...
Kasap ‘mal’ derdinde... Admin
Bu içerik 5182 kez okundu.


 

Bu firmanın çiftliğinde bulunan bazı hayvanları bulundukları yerden kaçmaya başlar.

Oradaki görevliler bunların peşinden gidip bir şekilde yakalamak yerine alırlar ellerine tüfekleri ve hayvanları bazı yerlerinden vururlar.

Sonra kendi ifadelerine göre bunları canlı iken keserler.

Ve sonra yüklerler kamyonete ve fabrikalarına götürmek üzere yola çıkarlar.

Yolda Jandarma kontrol yapmaktadır.

Durdururlar aracı.

Bakar görürlerki kamyonetin arkası dolu.

Hayvan hırsızlığı’ zannedilir olay önce.

Götürülür bu kişiler ve kamyonet Jandarma merkezine.

Sonra anlaşılır durum.

Hırsızlık olayı yoktur.

Ama...

Bu şekilde hayvan nakli ve hayvanların vurulması kafaları karıştırır.

Nöbetçi Savcıya haber verilir.

Sorulur...

Ne yapalım?

Savcı Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünden bir ilgilinin getirilmesini ve hayvanlar hakkında bilgi vermesini ister.

İlgili kişi gelir.

Kısa bir sürede bu şekilde bakarak karar vermesinin zor olduğunu söyler ilgili.

Peki’ der Savcı ve düşünür.

O hayvanları sahibine iade etse...

Ya etlerde bir sıkıntı varsa ve bu etler insanlara satıldığı zaman bir sıkıntı olursa...

Bu risk varken, insanların hayatını tehlike atmak olmaz.

Başka yollarda karışık gelir Savcıya.

O zaman yapılacak bir şey kalmıştır.

Bir çukur açılsın, kireçlensin ve hayvanlar oraya gömülsün.’

Öyle yapılır.

Şimdi bu hayvanların sahibi olan şirketin ilgilileri duyduğuma göre, ‘Bize hayvanların iade edilmesi gerekiyordu, hayvanları gömdüler. Şu kadar zararımız var’ demektelermiş.

Yuh’ mu demek lazım, ‘Pes’ mi demek lazım bilemedim.

Be hey o hayvanların sahibi olanlar...

Sizde hiç utanma, arlanma kalmadı mı?

Ne yapacaktı Savcı bey?

Alın arkadaş hayvanlarınızı gidin mi’ demeliydi?

Sizler zengin insanlarsınız, istediğiniz gibi hayvanları kaçıyor diye vurun, sonra sağlıksız bir şekilde taşıyın. Hiç bu olaylar olmamış gibi o etleri istediğiniz gibi işleyip satın. Eğer etlerde sağlıksız bir durum oluşmuşsa da siz dert edinmeyin’ mi diyecekti Savcı?

Böyle birşey denilemeyeceğine göre...

O hayvanların sahibi olan şirketin ilgilileri.

Şimdi aklıma şu geliyor.

Bilinen tanınan bir markasınız.

Böyle bir olayın ardından aslında sizin o hayvanları hemen orada imha etmeniz gerekmezmiydi?

İnsanların sağlıkları bu kadar mı önemsiz sizin için?

Belki sağlıklıdır o etler ama, ya o kurşunlar başka bir şeye neden olmuşsa?

Ya sizin sağlıklı sandığınız o hayvanlar aslında sağlıksız değilse...

Değermi bir miktar para için insanların hayatını riske atmaya?

Acaba...

Geçmişte de buna benzer olaylar yaşandı mı ve kimse duymadan o etleri işleyip sattınız mı?

//

//

 

Kudüs davasının sahibi Hak’tır.

Hak olan davada, zafer muhakkaktır...

//

Yüreğimin yarısı Mekke’dir,

Geri kalanı da Medine.

Üstünde bir tül gibi

Kudüs vardır.

 

Nuri Pakdil

//

//

Aslan kükrerse...

Cumartesi akşamı Galatasaray - Akhisar maçı vardı.

Bir kaç haftadır sıkıntılar yaşayan Galatasaray ilk yarıyı 2-0 yenik kapattı.

Devre arasında ve Galatasaray takımının ikinci yarıya çıkışında bazı tribünlerde Yönetim ve Hoca aleyhine ağır ve olumsuz tezahüratlar yapıldı.

İkinci yarının daha başlarında gelen bir gol ve arkasından ikinci golün gelmesiyle o ağır ve olumsuz tezahüratlar gitti, destek tezahüratları gelmeye başladı o tribünlerden.

Üçüncü golle bu defa coştu o tribünler.

Dördüncü gol sonrasında ise o tribünlerdeki insanlar sanki 45 dakika öncekiler değildi.

İkinci yarısına 2-0 yenik başlayan Galatasaray, 90 dakika sonrasında 4-2 galipti.

Galatasaray maçtan galip ayrıldı ama, kendilerini ‘taraftar’ sanan bazı ‘seyirciler’ galip gelemedi.

Takım iyi giderken herkes alkışlar.

İyi takımı alkışlayana taraftar dememek gerektir. Onlar seyircidir.

Taraftar ise, ‘iyi günde - kötü gündehep destek, tam destek demektir.

**

Takımı iyi giderken alkışlayan, kötü giderken de küfreden taraftar değildir. Sadece o takımın seyircisidir.

Ama biz ayırt etmiyoruz...

Takıma ait tribünlerde oturanların hepsine taraftar diyoruz.

Çünkü kimin seyirci, kimin taraftar olduğunu ayırt edemiyorsunuz yüzüne bakınca.

Zamanla anlaşılıyor bu fark...

**

Takımın kötü gününde daha çok yanında olunmalıdır.

Seyirci ile taraftarı ayırt edemediğimize göre, hepsi o tribünde olduğuna göre...

Hepsine ‘taraftar’ demek durumunda kalıyoruz.

Maalesef bazı taraftarlar ‘bankacı’ gibiler.

İşler iyi iken yanındadırlar.

Biraz tökezleme gördükleri anda ise kasap misali, ‘para’ derdine düşerler.

Aslında...

İşte tamda o tökezleme veya sıkıntılı anlarda biraz cesaret verseler...

Biraz daha ‘düzeltmek’ için destek olsalar...

Daha çok tökezletecek hamleleri yapmasalar...

O zaman düzelir her şey.

İstisnalar kaideyi bozmaz elbet ama, kötü niyetli olunmadıktan sonra biraz cesaret ve destek her şeyi düzeltir.

Taraftarda öyle.

Kötü durumdayken bile desteğine biraz daha devam etse, biraz daha cesaret verse...

Her şey daha güzel ve daha kolay olur.

**

Sadece biraz destek ve cesaret...

Her zaman gereken sadece bu.

Tebrik ediyoruz Galatasaray’ı ve takımına ikinci yarının başında da aynı desteği veren gerçek taraftarlara...

//

//

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Birlikte başaracağız
Birlikte başaracağız
Salyangoz avcılarına suçüstü
Salyangoz avcılarına suçüstü