Mantıksal bir sistem

Afyon Kocatepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik Topluluğu ile Aritmetiksel Araştırmalar Kulübü tarafından “Matematik Eğitimine Dair Söyleşi” etkinliği düzenlendi.

Mantıksal bir sistem
Mantıksal bir sistem Admin
Bu içerik 1446 kez okundu.

Erdal Akar konferans salonunda gerçekleştirilen ve AKÜ Rektör Yardımcısı ve Matematik Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Peker’in konuşmacı olarak yer aldığı etkinliğe Fen Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcıları Doç. Dr. Erdinç Dündar ve Doç. Dr. Cüneyt Akın ile birlikte öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Konuşmasına matematiğin tanımını yaparak başlayan Prof. Dr. Peker, hayatın her alanında matematiğe dair şeyler olduğunu ve bazen bunu görmekte zorlanıldığını ifade etti. En basit tanımı ile matematiğin sayı ve şekiller bilgisi ve mantıksal bir sistem olduğunu belirten Prof. Dr. Peker, şöyle konuştu: “En basit tanımı ile matematik, sayı ve şekiller bilgisi, mantıksal bir sistem olarak ifade ediliyor. Kendine has dili ve sembolleri olan bir sistem olarak ifade ediliyor. Matematikte alfa, beta, gama, delta, epsilon vs. sembolleri kullanılıyor. Bu sembollerin çoğunluğu Yunan Medeniyetinden geliyor ki bunların Greek alfabesinde de yer aldığını görebiliriz. Bize zor gelen bu semboller oluyor. Zihnimizde bunlara bir değer biçemiyoruz. Her sembol için bir anlam veriyoruz ancak o anlamların içerisinde ne, neyi ifade ediyorsa, bunları zihnimize kazıyamıyoruz. Herkesin zihninde aynı tanım olabilir, ancak herkesin zihninde o tanım farklı farklı şekillenir”

Sayılar çok önemli

Matematikte sayıların çok önemli olduğunu ifade eden Peker, buna rağmen matematiğin sadece sayılardan ibaret olmadığını ve kullanım alanları ya da sonuçları itibariyle farklı karşılıklar alabildiğini belirtti. Prof. Dr. Peker, şunları kaydetti: “Matematik sadece sayılardan ibaret değildir. Bunu başka şekilde de uyarlayabiliriz. Matematik, iletişim kurmaktır. Kendimizle iletişim kurarız, çevremizle iletişim kurarız, sayılarla iletişim kurarız, sembollerle iletişim kurarız. Matematik, ilişkilendirme yapmaktır. Günlük hayatla ve diğer disiplinlerle ilişkilendirme yapmaktır. İlişkilendirme olmadan matematik olmaz. Matematik, akıl yürütmektir, matematiksel problemler üzerine, günlük hayattaki sorunlar üzerine, bilimsellik üzerine akıl yürütmektir. Matematik, muhakeme etmektir, akıl süzgecinden geçirmektir, düşünmektir. Problem çözmektir matematik. Nereden gelip nereye gittiğimizi bilmektir. Örneğin matematikte eksi sonsuz, artı sonsuz dediğimizde; bu aralığı düşünürken Esfel-i safilinden (aşağıların aşağısı) âlâyı illîyine (en yüksek derece) olan yolculuğu hissetmektir.”

Yöntemleri arlattı

Matematik eğitiminde öğretim yöntemlerine de değinen Prof. Dr. Peker, matematikte öğretilen konunun, konuyu öğretme yönteminin ve sonuç olarak da bunun değerlendirmesinin önemli olduğunu kaydetti. Matematik öğretiminin sadece derse girip konuları anlatmaktan ibaret olmadığını belirten Prof. Dr. Peker, “Dersi anlatırken bazen tahtaya yazar öğretiriz, bazen materyal kullanırız, bazen animasyon ile öğretiriz. O kısmı hocalar olarak bizler belirleriz. Peki, öğrettik ve bitti mi? Hayır. Ben anlattım ama karşımdaki ne anladı? Onu da ölçmek gerekir. Ölçme ve değerlendirmeyi yapmadan matematik öğretimini tamamlayamazsınız. Bu bağlamda sözün söyleniş biçiminin, sözün özünden daha değerli olduğu söylenmektedir. Bu doğrultuda da usulün esastan önce geldiğini söylemek gerekir” ifadelerini kullandı.

 

Göze bakıp kalbe hitap etmek gerekir

Öğretmenlik mesleğinin kalbe hitap etmek gibi olduğunu dile getiren Prof. Dr. Peker, konuşmasına şöyle devam etti: “Öğretmenlik mesleği göze bakıp kalbe hitap etmek gibidir. Söylediğiniz sözün, mutlaka karşınızdaki öğrencinin kalbine dokunması gerekiyor. ‘Babasının cebine dokunsun yeter’ denirse, bu meslek sadece para kazandırır. Bizim sadece para kazanmak gibi bir derdimiz yok. Biz insanız, kendimiz için varız, içinde yaşadığımız toplum için varız, bütün insanlık için varız. Bu nedenle, ‘göze bakıp kalbe hitap etmek gerekir’ sözü çok önemlidir. Bunun yanında, Hz. Mevlana’ya ithaf edilen bir söz vardır, ‘ne kadar bilirsen bil, söylediklerinin değeri karşıdakinin anlayabildiği kadardır’ şeklinde. Ben çok şey biliyor olabilirim, derse girdiğimde de çok şey anlatıyor olabilirim. Ancak o anlattıklarımın ne kadarı öğrencinin zihninde kalıyor? Bu nokta çok daha önemlidir. Öğrenciyi bir şekilde dersi dinleyecek hale getirmek bizlerin işidir, öğretmenlerin işidir.” Söyleşi, öğrencilerin sorularının cevaplanmasının ardından sona erdi. Söyleşinin sonunda Fen Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Analiz ve Fonksiyonlar Teorisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdinç Dündar tarafından, Prof. Dr. Murat Peker’e plaket takdim edildi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
PTT’den büyük destek
PTT’den büyük destek
Ankara’dan selam var
Ankara’dan selam var