Bugün - Wednesday, November 22, 2017
Afyon 8°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Reklamlar
Sponsorlar
Sayfalar
Yeni Üye
Magazin Güncel Siyaset Neler duyduk? Spor Sağlık Eğitim İlçeler Söyleşi Ekonomi 
 
Haber Detayları

TÜRKİYE YAZ-BOZ TAHTASI DEĞİL

Başbakan Yıldırım, AK Parti'nin 25. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın gerçekleştirildiği Afyonkarahisar'da, A Haber, CNN Türk, Habertürk, Kanal 24, NTV, TRT Haber ortak canlı yayın programına katılarak, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Siyaset Haberi - Sunday, October 23, 2016 - 22:18
Resmi büyütmek için üzerini tıklayın...

ABD Savunma Bakanı Ashton Carter'ın ziyareti ve açıklamaları hatırlatılarak, Musul'daki son durumun ne olduğu sorulması üzerine Yıldırım, Bağdat hükümetinin askeri unsurları ve onlarla hareket eden milisler aracılığıyla, DEAŞ unsurlarını temizlemek için operasyonun devam ettiğini kaydetti. 

Bir hareket planı var

Henüz şehir merkezine gelinmediği için ciddi bir direnişin olmadığına işaret eden Yıldırım, "Bir hareket planı var. Bu plana göre kuzeyden, doğudan, güneyden üç koldan operasyon ilerleyecek ve şehir merkezinde DEAŞ'ı sıkıştıracaklar. Dicle'nin batısında asıl direnişin, çatışmaların olacağı varsayılıyor ama özellikle hareket planına göre, şehrin güneybatı tarafı hafif açık bırakılıyor ki DEAŞ unsurları oradan çekilsin, gitsin. Yolda da onları, bir şekilde etkisiz hale getirileceklerini hesap ediyorlar. Plan bu. Bu çerçevede harekat devam ediyor." değerlendirmesinde bulundu. Buna karşılık DEAŞ'ın dikkati çekmek veya Musul üzerindeki baskıyı azaltmak ve zaman kazanmak amacıyla Kerkük'te bir harekat yaptığını hatırlatan Yıldırım, buna da gerekli karşılığın verildiğini ve orada da şu anda işlerin normale döndüğünü belirtti.

Uçaklarımız operasyona katılacak

Başbakan Yıldırım, "Türkiye operasyonun neresinde dahil olacak? Havada mı? Başka bir opsiyon mu var yoksa Irak Başbakanı'nın açıklaması çerçevesinde şu an için bir mutabakat yok mu?" sorusu üzerine şunları kaydetti:  "Koalisyon güçleri içerisinde hava ve kara unsurları var. Hava unsurları içerisinde Türkiye yer alacak. Bir hava harekatında ihtiyaç duyulduğunda bizim uçaklarımız da operasyona katılacak. Burada bir tereddüt yok, mutabakat sağlanmış durumda. Kara operasyonunda zaten şu anda Irak'ın resmi askerleri, polisi, güçleriyle Peşmergeler doğrudan yer alıyor. Ayrıca bizim Başika kampında eğittiğimiz Ninova Muhafızları var. Irak içerisinde diğer milis gruplar var. Dolayısıyla şu anda koalisyon güçlerinden doğrudan operasyonda yer alan başka ülke unsurları yok. ABD lojistik destek veriyor, arka planda Amerika da yer alıyor. Dolayısıyla kara harekatında şu anda bizim, aktif olarak operasyonların içerisinde yer almamızı gerektirecek bir durum söz konusu değildir."

Önemli başarı kazandık

Böyle bir ihtiyacın ne zaman doğabileceğine ilişkin olarak da Türkiye'nin oradaki hassasiyetlerinin iki noktada ön plana çıktığına işaret eden Yıldırım, bunlardan ilkinin Türkiye'nin Başika'daki askeri varlığına yönelik Bağdat'ın yaptığı "ileri-geri" açıklamaları olduğunu söyledi. Yıldırım, "Biz orada 2015'ten beri bulunuyoruz. Bugüne kadar herhangi bir sorun olmadığı halde bugün bunun gündem yapılarak, sürekli temcit pilavı gibi tekrarlanması hoş değil, bizi rahatsız ediyor. Bunu da açıkça ifade ettik. İtirazlara rağmen orada Musul'un kurtarılması, DEAŞ'a karşı etkin mücadele edilmesi konusunda birliğimiz ciddi katkı sağlıyor. Binlerce, orada yaşayan aşiretlerin, sivil unsurların eğitimini yaptı ve DEAŞ'la yapılan mücadelede de önemli bir başarı kazandı. Bunu ispat etti." diye konuştu.

Yeni Kerbela’lar oluşmasın

Başbakan Yıldırım, "Musul operasyonundan sonra demografik yapının değiştirileceği ve Musul'da yaşayan iki milyona yakın insanın mülteci durumuna düşüp ve büyük bir mülteci akınının Türkiye'ye geleceği yönünde endişelerimiz var." ifadelerini kullandı. "Yeni Kerbela'lar oluşmasın. Böyle bir tehlike görüyoruz ve bunu da vakitlice uyarıyoruz." diyen Yıldırım, buradan çıkacak mültecilerin Türkiye'ye gelmesinin mevcut 3 milyon Suriye vatandaşının üzerine bir milyon kişinin daha eklenmesi anlamına geldiğine dikkati çekti.

Nasihate ihtiyacımız yok

Mezhep savaşı riskinin de ciddi biçimde artabileceğini vurgulayan Yıldırım, "Bu büyük bir katliam, ikinci bir Felluce vakası demektir. Bütün bunları dikkate alarak, biz bu işe kayıtsız kalamayız çünkü bizim Irak'la beraber 350 kilometre sınırımız var. Dolayısıyla Irak'tan gelecek her türlü terör tehdidine, mülteci akınına karşı ve bölgede zuhur edecek bir mezhep savaşı ve katliamlara karşı Türkiye asla kayıtsız olamaz. Gerektiği anda müdahale etmekten de zerre kadar tereddüt göstermeyeceğiz. Bunu da açıkça ifade ettik. Bu konuda da hiç kimsenin vaazı, nasihatine ihtiyacımız yok." ifadelerini kullandı.

PKK Irak’ta barınıyor

Bir konunun daha unutulmaması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ülkemizin başını ağrıtan PKK terörünün barındığı ülke Irak. Irak bize laf edeceğine önce bize orada bulunan ve ülkemizi rahatsız eden yıllardır sivil insanların hayatına kasteden, güvenlik güçlerimizi şehit eden, bu alçak hain bölücü PKK terör örgütüne yataklık yapmasınlar. Önce ülkelerine sahip çıksınlar, ülkelerindeki terör örgütlerini zapturapta alamıyorlar, Türkiye'ye kafa tutuyorlar."

DEAŞ’ı sınırımızdan uzaklaştırdık

Fırat Kalkanı Harekatı'nın iyi gittiğini ifade eden Yıldırım, güneye, El Bab'a doğru temizlik harekatının devam ettiğini, güvenli bölge oluşturulduğunu, Türkiye'deki mültecilerin de bu bölgeye yerleşerek, normal hayatlarına döndüklerini aktardı. "DEAŞ'ı sınırımızdan uzaklaştırdık. Benzer şeyi Irak'ta da şartlar icap ederse yaparız. Tereddüt olmasın. Irak'taki sınır bölgemizde arazi şartları çok zor, tamamen derin vadiler, dağlar... Dolayısıyla oradan mülteci geçişi çok zor, buna da rıza gösteremeyiz çünkü onlar arasında terör unsurları karışıp geçme riski çok yüksek. O yüzden Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi'nin kontrolündeki bölgede, güvenli bir alan oluşturmak daha akıllıca. Ona yönelik tedbirlerimiz var."

Hem sahada hem masada olacağız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Türkiye, hem sahada hem de masada olacak" ifadesinin hatırlatılması üzerine Yıldırım, birinci önceliğin bölgede terör örgütünün temizlenmesi, Irak'ın toprak bütünlüğünün tehdit eden unsurların ortadan kaldırılması ve Suriye'de DEAŞ başta olmak üzere diğer terör örgütlerinin bertaraf edilmesi olduğunu, Türkiye'nin bu konuda gerekli adımları attığını dile getirdi.  Suriye ve Irak'ta istikrarın sağlanması gerektiğine dikkati çeken Yıldırım, şunları söyledi: "Bizim dediğimiz 'Masada olacağız' meselesi de buralarda barışın sağlanmasıdır. Barış görüşmelerinde Türkiye mutlaka işin içindedir, olmaya da devam edecek. Türkiye olmadan bu bölgede plan yapmak akla ziyan bir iştir çünkü, herkes işleri bitince çekip gidecek. Biz bu bölgedeki insanlarla beraber yaşayacağız. Bu bölgeyle hiçbir ortak bağı olmayan insanlar masada olacak, Türkiye olmayacak... Bizim tarihten gelen birlikteliğimiz var, kültür birlikteliğimiz var, her yönden birçok ortak değerimiz var. Konuştuğumuz bu bölgelerin tamamı Misakımilli sınırları içerisinde yer almış bölgelerdir. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra bile buralar hala Misakımilli sınırları içerisindedir. Dolayısıyla Türkiye'nin güvenliği, geleceği ve terör meselesi ile herhangi bir acı çekmemiz... Burada mutlaka Türkiye'nin ağırlığı olacaktır ve nitekim olmaya başlamıştır."

Neler olduğunu biz biliyoruz

Musul meselesinde Türkiye'nin ısrarla oyunun dışında tutulmaya çalışıldığının belirtilerek değerlendirmesinin sorulması üzerine Yıldırım, şöyle konuştu: "Bunun maksatlı bir söylem olduğunu, arka planında da neler olduğunu biz biliyoruz. Burada, bunu açıkça söylemenin bir gereği yok. Nereden geldiğini, hangi etkilerle söylendiğini biliyoruz ama Türkiye'nin bu coğrafyada müktesebatı var, bunu herkes aklında tutsun. Biz yayılma politikası içerisinde değiliz. Ülkemizin başını ağrıtan, yıllardır bize acı çektiren sorunları çözmek için oradayız. O bölgedeki insanlar daha fazla birbirini boğazlamasın."

Dünyanın neresinde görülmüş

Türkiye'nin Kürt vatandaşlarıyla ya da Suriye'de, Irak'ta yaşayan Kürtlerle hiçbir alıp veremediğinin bulunmadığını dile getiren Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ama sorun ne? Maalesef ABD şöyle düşünüyor, 'ben DEAŞ'ı yok etmek için YPG/PYD ile işbirliği yapacağım, kendi askerimi, kendi varlığımı burada riske atmayacağım, içeride bunlarla DEAŞ'ı yok edeceğim.' Allah aşkına soruyorum, kendilerine de söyledim, en üst düzeyde söyledim, dünyanın neresinde görülmüş? Bir terör örgütüyle başka terör örgütünü yok etmek akla ziyan iştir. Peki yok ettikten sonra öbür terör örgütünü ne yapacaksınız? Onun için başka terör örgütü mü üretip onunla mücadele edeceksiniz? Bu bir devlet politikası olamaz. Bu bir yanıltmadır. Oradaki terör grupları maalesef Amerika'yı bu konuda ikna etmiş gibi gözüküyor. Ama Amerika şu tercihi yapmak zorunda, ya yıllardan beri her alanda stratejik ortaklık yapmış, NATO'da beraber olan, savunma alanında çok geniş işbirliği olan, Kore savaşından tutun bir çok konuda hep beraber hareket ettiği Türkiye'yi mi tercih edecek, yoksa 3-5 teröristin oluşturduğu grupları mı tercih edecek? Biz onlara söyledik, 'bakın YPG'ye, PYD'ye verdiğiniz silahların yarıdan fazlası PKK'ya gidiyor. Doğu'da, Güneydoğu'da elde ettiğimiz silahlara bakıyoruz, onların silahları. Uçaksavarlar, roketatarlar. Bu ne anlama geliyor? Amerika bizim dostumuzsa bize silah çeken terör gruplarına dolaylı olarak destek vermiş olmuyor mu?"

İtirazımız var

"Amerika, YPG'ye kara gücü olarak mı bakıyor?" sorusuna karşılık Yıldırım, "Amerika orada DEAŞ'ı temizlemek için oradaki PKK'nın uzantısı terör gruplarını kullanıyor. Buna da bizim itirazımız var." dedi. ABD'nin bu gruplara ne vadetmiş olabileceğinin sorulması üzerine de Yıldırım, "Bu gruplar ABD'ye bazı vaatlerde bulunmuş olabilir. Hangi amaçla kullanırsa kullansınlar bu yanlış bir yoldur. Sürdürülebilir bir durum değildir. Amerika'nın biz tercihinin bu yönde olduğunun kesin ve net olarak bize söylemesini istiyoruz." ifadelerini kullandı.  "Size söylenmiyor mu" sorusuna Yıldırım, "Yok. Onlar diyor ki, 'YPG'yi, PYD'yi terör örgütü olarak düşünmüyoruz. PKK terör örgütüdür. Sonuna kadar PKK ile mücadelenizde sizinle beraberiz." karşılığını verdi.

Terörist başı orada oturuyor

Başbakan Yıldırım, "Ama PKK'nın elinden onlara ait silahlar alındı" denilmesine karşılık, "Doğru. Bunlar iletildi. Bundan sonra ümit ederiz ki bu çerçevede bu tutumlarını gözden geçirirler. Bununla sınırlı değil. ABD ile bizim ilişkilerimiz 1 Mart tezkeresinden beri rota değişikliğine uğradı. Bunu saklamaya lüzum yok. 1 Mart tezkeresinin reddedilmesiyle beraber ABD bölgede başka unsurlarla iş yapma cihetine gitti. Bu tutumu bugün de devam ediyor gördüğümüz kadarıyla. Şimdi YPG/PYD, PKK hepsi aynı kaynaktan besleniyor. Yetmez bir de FETÖ meselemiz var. FETÖ de yine ABD'de terörist başı orada oturuyor." değerlendirmesinde bulundu.

Kararlılığımızı biliyorlar

Başbakan Yıldırım, "Biz şunu da teklif ediyor muyuz, 'Bu terör örgütü bununla gidilecek bir yer yok. Yapılacak bir şey varsa beraber yapalım' diyor muyuz? Somut olarak da buna verdikleri bir cevap var mı?" sorusuna şu yanıtı verdi: "Rakka operasyonu için 'bize destek olun' dediler, biz de 'pekala olalım.' Ama 'PYD, YPG de olsun' dediler. Ellerinde onun 10-15 bin kişilik gücü var. Biz dedik 'Orada biz yokuz, kusura bakmayın. Terör örgütüyle yan yana bulunamayız. Bizden hiç medet ummayın. Eğer burada bizimle hareket edecekseniz önce YPG ile PYD ile bağınızı koparın.' bunu açık ve net söyledik. Bu konuda 'Hayır biz onlarla hareket edeceğiz' demediler ama bu konuda bizim duruşumuz net, kararlılığımızı biliyorlar. Bundan sonrası onların bileceği iş."

Toprak bütünlüğü korunmalı

Türkiye'nin, Irak'ın da Suriye'nin de toprak bütünlüğünün bozulmasına yönelik bir planı ve hedefinin bulunmadığını vurgulayan Yıldırım, şunları kaydetti: "Bu ülkelerin toprak bütünlüğünün korunması ve buradaki kanın durmasını istiyoruz. Ancak oralardaki otorite boşluğundan, yönetim boşluğundan kaynaklı burada yeşeren terör örgütleri bizim canımızı yakıyor. Ne yapacağız? Ellerindeki ağır silahlarla bombalarla canlı bombalarla sınırı geçip eylemlerini yaptıktan sonra mı harekete geçeceğiz? Zaten bunu yapıyoruz içerideki PKK unsurlarına karşı. Ama şunu da yapacağız, Suriye'de buna başladık, Fırat Kalkanı ile güvenli bir bölge oluşturduk. Benzer şekilde yıllardan beri Kuzey Irak'ta biz hava operasyonları yapıyoruz. Zaman zaman karadan da operasyon yapıyoruz. Hatırlayın, geçmiş yıllarda, 90'lı yıllarda çok büyük operasyonlar yaptık ama biz bu operasyonların yapılmasından ziyade kalıcı olarak buradaki geçişleri önleyecek güvenlik tedbirlerini almamız gerekiyor. Cumhurbaşkanımızın bahsettiği konu bundan ibarettir."

DEAŞ burnumuzun dibindeydi

Başbakan Yıldırım, "Gerekirse orada da bir teröristten arındırılmış bölgeden mi söz ediyorsunuz?" sorusunu da şöyle yanıtladı: "Aynen öyle. Bakın Kilis'e hababam roketler atılıyor, füzeler atılıyordu. Niye? DEAŞ burnumuzun dibindeydi. Şimdi o DEAŞ'ı 20 kilometre güneye kadar püskürttük. En azından ellerindeki o roketlerin menzilinin dışında kaldı. Ama daha uzun menzilli roket alabilirler mi, alabilirler. Onun için de gerekli tedbirleri alıyoruz. Biraz daha güneye tam emniyetli alan oluşturuncaya kadar devam edeceğiz. Buralardan da terör unsurlarını temizleyeceğiz. Bakın o DEAŞ'tan temizlenen bölge bin 260 kilometrelik alan ne oldu? Orada yaşam başladı. Türkiye'deki göçmenlerden 40 bin kadarı döndü, oralarda yerleşti, köylerine döndüler, okullar, hastaneler açıldı, insanlar hayata döndü. Şu anda 40 bin kişi gitti, yerleşti, normal yaşama döndü. Topraklarıyla buluştular, hasretlerini giderdiler. Bir de böyle artısı var."

Sürekli görüşüyoruz

"Irak sınırının değiştirilmesi, karşılıklı toprak alışverişiyle bu sınırın Türkiye için daha güvenli bir hat haline getirilmesiyle ilgili öteden beri konuşulan, farklı hükümetler döneminde de gündeme getirilmiş bir husus vardı. Bu konuyla ilgili Türkiye'nin güncel bir planı veya müzakere pozisyonu var mı?" sorusu üzerine de Yıldırım, "Biliyorsunuz orayı Barzani, yani KDP kontrol ediyor. Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi. Irak Anayasası'nda da onların ayrı bir federasyon olarak tanınan bir bölge. Dolayısıyla o bölgede yapılacak her türlü işbirliğini merkezi hükümete değil, o bölgenin esas sahibi olan Barzani yönetimiyle yapacağız. Bu konularda sürekli görüşüyoruz. Yani Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi, bu konuda Türkiye ile farklı düşünmüyor. Çünkü oradaki gelişen terör hareketleri, PKK onlar için de ciddi bir tehdit." dedi.

Terörden arındırılmış bölge

"Türkiye'nin teröristten arındırılmış bölge planına ilişkin Barzani ile görüşülüyor anladığım kadarıyla. Onlar da Türkiye ile benzer düşüncede mi?" sorusu üzerine Yıldırım, "Onlar da Türkiye ile bu konuda işbirliğinin önemli olduğunu biliyorlar ve bu konuda bizimle çalışmaya hazır olduklarını bize defalarca ifade ettiler. Yine orada, Erbil civarında da daha bizim Irak-Hakkari-Şırnak civarındaki hudut bölgesinde birliklerimiz var, Irak tarafında. Özel Kuvvetler orada konuşlanmış vaziyette." dedi.

İşbirliği önem taşıyor

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) Türkiye ile işbirliğini çok arzuladığını belirten Yıldırım, şöyle devam etti: "Bu konuda da zaten bir işbirliği söz konusu. Bunu daha da ileri götürme imkanı var. Çünkü biz PKK'dan ne kadar rahatsızsak onlar da o kadar rahatsız. PKK, Kandil'den batıya doğru, Sincar bölgesine hareket etti. Sincar'da yeni bir üs oluşturuyor. Bu tehdit bizden önce Kuzey Irak yönetimine karşı gelişmiş bir tehdit. Esasında PYD, YPG unsurları oradaki Peşmergeleri yok etmeye çalışıyorlar. İşin özü budur. Bu tehlikeyi de onlar biliyor. O yüzden Türkiye ile işbirliği onlar için de bizim için de önem taşıyor."

Güvenliği sağlayacağız

Yıldırım, "Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ile daha fazla ne olabilir?" sorusuna, "Daha fazla ne olacak? Güvenliği sağlayacağız. Ortak güvenlik alanı oluşturacağız. Onu kastediyorum." karşılığını verdi. Yıldırım, "Hem Türkiye hem de Barzani tarafı birlikte Kuzey Irak topraklarında, teröristten arındırılmış, tıpkı Suriye'deki gibi bir bölgeden mi bahsediyorsunuz?" sorusununu yanıtlarken "Evet, ihtiyaç olan her bölgede güvenli bölge oluşturulması prensip olarak bizim de KDP'nin de istediği bir şey çünkü tehdit ortak. Türkiye için de Kuzey Irak için de ortak tehdit PKK." dedi. "Terör örgütü PKK'nın Sincar'a yerleştiklerine dair elimizde bilgi, belge, duyum var mı?" sorusunu Yıldırım, "Var tabii ki. Bunlar biliniyor. Yavaş yavaş oraya doğru yerleşiyorlar. Bunlar biliniyor, zamanı geldiğinde de gereği yapılır." şeklinde yanıtladı.

Millet ne derse o olur

AK Parti'nin, 2007'de 363 milletvekiliyle cumhurbaşkanını seçemediğini hatırlatan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hatırlayın, karar aldık, dedik ki 'Bize seçtirmiyorsanız, biz de gideriz, millete sorarız. Millet ne derse onu yaparız.' Millete, referanduma gidildi. Cumhurbaşkanının millet tarafından, doğrudan seçilmesi kararı alındı. Bizim anayasamız, parlamenter sistemi öngörüyor ama cumhurbaşkanlığı seçimi itibarıyla da sistem değişikliği o zaman başladı. En azından cumhurbaşkanı seçimiyle önemli bir sistem değişikliğine gittik. 20 milyonun üzerinde vatandaşın oyunu alan bir cumhurbaşkanı, yüzde 52 oy oranı ile seçilen cumhurbaşkanı... Anayasada cumhurbaşkanı sorumsuzdur. Bu, işin esasıyla çelişiyor. Bu kadar insana karşı sorumluluk almış, onlara karşı siyasi hesap verme konumunda olan cumhurbaşkanını 'Sen hiçbir işe karışma, gelen kanunları imzala. Ondan sonra git meydanlarda de ki işte ben anayasaya göre bir şey yapamıyorum.' Böyle bir şey yok. Mevcut durum ile darbe anayasası bir çelişki halinde. Bunu düzeltmek gerekiyor. İşin özü budur."

Koltuğu görmezden geliyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, başkanlık sistemine ilişkin "tek adam" eleştirilerini değerlendirmesi sorulan Yıldırım, şunları aktardı: "Kılıçdaroğlu, oturduğu koltuğu görmezden geliyor. Parlamentoda, Meclis'te bir milletvekili olup, üstüne üstlük bir de anamuhalefet partisi genel başkanı olup, parlamentoyu yok saymak kadar büyük bir gaflet olmaz. Ne tek adamı kardeşim? Parlamento var mı, parlamento da seçimle gelmiyor mu? Kılıçdaroğlu seçilerek gelmedi mi? Onun da siyaseten topluma, millete sorumluluğu yok mu? Anamuhalefet partisi olarak sorumluluğu yok mu? Başkanlık sisteminde parlamento daha da güçleniyor. Meclis daha da güçleniyor ve siyasi parti başkanlarının tabiri caizse sevk ve idaresinden ziyade oradaki milletvekilleri kendi özgür iradelerini daha fazla kararlarına yansıtacak."

Millet ülkeye sahip çıktı

Yıldırım, "Bu söylediğiniz, genel bir başkanlık sistemi mi yoksa biraz önermeyi düşündüğünüz sistemle ilgili ipuçları mı veriyorsunuz şu anda?" sorusunu yanıtlarken şöyle konuştu: "Bakın işi biraz isterseniz baştan alalım. Şimdi başkanlığı getirir, Cumhurbaşkanımız üzerinden tartışmaya başlarsanız, doğru bir sonuca varamazsınız. Bu iş kişilere göre düzenlenecek bir iş değildir. Bu, ülkenin geleceği, istikrarı için, milletin birliği, beraberliği için olmazsa olmaz bir şey. Aslında başkanlığın kapısı 15 Temmuz gecesi açılmıştır. Önce de gündemdeydi, konuşuluyordu ancak önemi çok bilinmiyordu. Farklı farklı spekülasyonlar yapılıyor. 'Efendim Tayyip Erdoğan kendisi için istiyor. Tek adam olmak istiyor.' Falan filan ama öyle olmadığını 15 Temmuz gecesi gördük. Dünyanın hangi ülkesinde cumhurbaşkanı milletine, 'İnin meydanlara, bunlara dersini verin.' der ve o millet tanka, topa, uçağa karşı gözünü kırpmadan meydanlara iner? Bu ülkeye sahip çıktı bu millet. 79 milyon Türkiye'ye sahip çıktı, geleceğine sahip çıktı." Türkiye'de bundan sonra bu ve buna benzer sorunlar yaşanmaması için mutlaka sürekli, tek başına iktidar çıkaran bir sisteme ihtiyaç olduğunu dile getiren Yıldırım, bunun yolunun da başkanlık sistemi olduğunu vurguladı.

Yüzde 50 oy almadan olmuyor

Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu kadar basit. Çünkü yüzde 50 oy almadan başkan seçilemiyor. Yüzde 50 oy aldığın zaman da iktidar oluyorsun. Tek başına. Üstelik başkanlıkta icra, yürütme tamamen Meclis dışından olduğu için Meclis'e karşı da daha bağımsız hareket ediyor. Bakanlar vesaire. Şimdi bir yandan milletvekilisin, bir yandan bakansın. Hem yasamanın içindesin hem de yürütmenin. Ne oluyor? Bu sefer gelecek seçimi düşünüyorsun, kararlarında istediğin gibi hızlı hareket edemiyorsun, objektif davranamıyorsun. 'Acaba şu konuyla ilgili karar verirsen, seçmen bunu olumlu mu algılar, olumsuz mu algılar?' Bu tip davranışlar, yapacağın icraatı olumsuz etkiliyor. Zaman kayboluyor ama tek başına iktidar, güçlü bir siyasi iradeyle bir kere çok hızlı karar veriyorsunuz”

Meclis denetime yoğunlaşacak

“İki, ülkenin müzminleşmiş sorunlarını hiç tereddüt etmeden çözüyorsunuz çünkü yasamayla siyasetle bağınız seçimden seçime hele hele... Başkanı demiyorum, başkan, parlamento ayrı seçildiği için birbirinden etkilenme diye bir şey söz konusu değil” diyen Başbakan Yıldırım, “Nasıl olacak, iki başlılık mı olacak? Hayır, yasama, yürütme, yargı... Yargı zaten kendi işini tarafsız, bağımsız yapacak ama yürütme de seçimle geldiği için başkan, kendi kadrosunu kuracak ve istediği kararları alacak. Meclis de denetime yoğunlaşacak. Bütçesini denetleyecek, önerilerini yapacak, yasalarda değişiklik yapacak. Başkanın taleplerini karşılayacak veya karşılamayacak. Şöyle, şimdi 5 yıl, sistemde 5 yıllığına başkan seçilecek. Bizim düşüncemiz, henüz içeriğe girmedik ama eskisi gibi milletvekili seçimlerinin de 5 yılda bir olması uyum açısından yerinde olur diye düşünüyoruz. Bütün partilerin de geçtiğimizde bir mini anayasa değişikliği görüşmeleri oldu. Burada da benimsenen bir konudur. Dolayısıyla burada da böyle bir yola gidilebilir."

Geniş istişare yapacağız

"Artık çalışma sadece başkanlık üzerinden mi ilerleyecek yoksa partili cumhurbaşkanlığı bir geçiş süreci olarak düşünülüyordu, sonrasında mı başkanlık gelecek?" sorusu üzerine Yıldırım, şunları kaydetti: "Türkiye yaz boz tahtası değil. Yapacağımız değişiklik ne ise bir seferde yapalım. Sürekli milletin önüne, 'Yok bu olmadı. Bu geçiş taksimiydi, bu da gelişmeydi. Bu da sonuçtu.' diye milleti bu işlerle meşgul etmeyelim. Bunlar yanlış olur. Düşünelim, taşınalım bir sefer karar verelim. Şöyle bir şey vardır, Japonlarla Amerikalıları tanımlamak için güzel bir örnek var. Onu size söyleyeyim, şimdi bir Japon 5 yıl düşünür, 5 dakikada uygular. Bir Amerikalı 5 dakika düşünür, 5 yılda işin içinden çıkamaz. Biz, çok düşüneceğiz, geniş istişare yapacağız. Zaten bu iş çok konuşuldu. Her yönüyle konuşuldu. 'Efendim şöyle olursa nasıl olur? Böyle olursa nasıl olur? Yarı başkanlık olursa ne olur? Partili başkanlık olursa ne olur?' Şunu söyleyeyim, sadece başkanlık olursa partiyle bağın kopmuyor ki başkanlıkta da yine parti var. Yani başkanlıkta da yine parti var. Partinin doğal başkanı."

79 milyonu kucaklayacak sistem

Yıldırım, "Bir de tip meselesi var, Türk tipi, Amerikan tipi. Bu tiple ilgili bir çerçeve var mı?" sorusunu yanıtlarken "Başkasının tipi bize yakışır mı? Biz kendi tipimize bakacağız." dedi. Başbakan Yıldırım, 79 milyonu kucaklayan, herkesi kapsayan bir anayasa değişikliği yapacaklarını ifade ederek, burada MHP'nin yaklaşımının çok net olduğunu söyledi. Türkiye'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünden asla taviz vermeyeceklerini, üniter devlet yapısının olacağını, vatandaşlığın tartışmaya açılmayacağını, anayasanın değiştirilemeyecek maddelerinin müzakere edilemeyeceğini vurgulayan Yıldırım, "Bunlarla bizim problemimiz yok. Ben kimsenin de probleminin olduğunu zannetmiyorum. Ha var, HDP'nin var. Zaten HDP bizim gündemimizde yok." diye konuştu. Yıldırım, "MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile yaptığınız görüşmede Bahçeli size 'Anayasa'nın ilk 4 maddesine dokunulmayacak bir teklif gelirse biz 330 için destek garantisi veriyoruz' dedi mi?" şeklindeki soru üzerine, Bahçeli'nin böyle bir şey söylemediğini, söylemesini de beklemediğini belirtti.

 

 
Anahtar Kelimeler:Başbakan, Yıldırım, AK, Partinin, 25, İstişare, Değerlendirme, Toplantısının, ge,
Kaynak / Editör: Okunma Sayısı: 553
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Siyaset Haberleri
ACIRSANIZ ACINACAK HALE GELİRSİNİZ
Ziyaretçisi bitmiyor
İYİ Parti’ye geçen Belediye Başkanları iddialı konuştu; Afyon İYİ olacak

İYİ Parti’ye geçen Belediye Başkanları iddialı konuştu; Afyon İYİ olacak
Türkiye artık bedel ödemeyecek
İYİ Parti’ye Erdal Gümüş
Eşitsizlik perçinlenir
Bal ormanları kuracağız
Diğer Başlıklar

34.YIL
GiTSiN RESiM GELSiN KiMLiK
Botanik bahçe görmek için KAMBOÇYA'ya gitmiş
İMZA ATTIM BAŞIMI YAKTIM
ZAFER HAVALİMANINDA REZİLLİK
BÜTÇE 20 MİLYAR TL
YERLİ OTOMOBİLİN ÜRETİMİNE TALİBİZ
Dinar evinde kükredi
TINAZTEPE'DEN ÜÇLÜK ATIŞ
ARENA SARI LACİVERT
E-Gazete (Odak Gazetesi)
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
M.Emin Güzbey
34.YIL
Zaman ne çabuk geçiyor... Daha bi...
Mustafa Özkal
ZAPTA GEÇSİN EFENDİM
Bir fıtrat dini olanİslam dinihayatın akışınave fı...
Fatih SUSUZ
AMATÖRLERE ARA VERİLDİ
Süper Amatör Ligde heyecan her geç...
Ahmet SARLIK
MEM’DE SORUŞTURMALAR GÖSTERMELİK Mİ ?
İl merkezinde sahada görev yapan Basın mensup...
Hüseyin ÖZHARPUTLU
ÖLÜM
İnsanoğlu tüm üstün özellikler...
Ali KÜÇÜKKARTAL
DUR! TÜRK HÜKÜMETİ!
Hani filmlerden aşina olduğumuz bir replikvardır.G...
YAVUZ DONAT
Kıbrıs’tan “entel dantel” manzaraları
Nâzım Hikmet'in      "...
Gökhan Kocaaslan
GEREKENİ YAPIN SOLAK HOCAM
Aslında birkaç haftadır İl dışı programları...
Ahmet Işık
Bu sese kulak verelim
  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fatih ...
BAHRİ BAKAÇ
‘’ Hakkımızı İSTİYORUZ ’’
‘’Dünya benim ülkem, insanla...
YAMAN TÖRÜNER
CUMHURİYETİN İLK BASIN DAVALARI
  Cumhuriyet tarihimizin ilk basın davası, ...
Rabia Güzbey
ÖNCE TÜRKİYE'YE VEFA
Bugün ele almak istediğim başka bir konuvardı...
SAYGI ÖZTÜRK (Konuk Kalem)
MENZİL TARİKATI SAĞLIK BAKANLIĞINDAN TEMİZLENİYOR
Sağlık Bakanlığı, doktor olmayanların hastane y&o...
Prof.Dr. Şan Öz-Alp
ORTADOĞULU OLMAMAYA ÇALIŞMAK
 Yurdumuzun coğrafi konumu her ne kadar Ortad...
Dr. Hasan Hüsnü Eren
AĞIR METALLER
  Günlük hayatımızda Ağır Metal bi...
Feyzullah Demirkale
ÇOCUKLARINIZA SEVGİNİZİ VERİN, DÜŞÜNCELERİNİZİ DEĞİL
  Her ebeveyn için evlat sevgisi başk...
İlan

Facebook
Namaz Vakitleri ( Afyon )

İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
05:5907:3912:5415:3117:5119:18

Wednesday, November 22, 2017
Tarihte Bugün
1617 - Sultan ahmetin Vefatı ve Birinci Mustafanın Tahta Çıkışı
1333 - Aşık Paşanın Vefatı
2006 - Ağıuz ve Diş Sağlığı Haftası
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Sponsorlar
Sayfalar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
3.84